Özgüven:
Öğretmene Not Verilmeli Mi?

Ortalık Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın “öğrenci ve veliler öğretmene not verecek” şeklindeki açıklamasıyla bir anda karıştı malumunuz. Peki benim görüşüm nedir derseniz; Hem destekliyor hem de karşı çıkıyorum. Nasıl mı? İdeolojik tartışmaları bir kenara bırakıp, ki bunlara olan açlığınızı sosyal medyada bir hayli giderebilirsiniz, işi objektif bir şekilde ele alalım.


Önceki bir yazımda “önce öğretmen eğitimi” demiş, öğretmenin mesleki gelişimine vurgu yapmıştım. Haliyle öğretmen performansının bileşenlerinden biri olarak kabul edebileceğimiz “memnuniyet algısını” öğretmenlerin kendilerine ayna tutmasında önemli bir unsur olarak görüyorum. Öğrencinin ve velinin aldıkları eğitim hizmetinin kalitesini “puanlaması” onun eğitimle daha yakından ilgili olmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum. Demokrasi, şeffaflık ve hesapverebilirlik gibi özellikle kamu sektöründe son yıllarda artış gösteren eğilimler gereği bunun da böyle olması lazım. Yani iş teorik anlamda doğru, çağın gereksinimlerine uygun bir eylemdir.


Gelelim madalyonun diğer tarafına. Böyle bir puanlama eylemi için henüz eğitim bilimleri literatürünün bile tam üzerinde anlaşamadığı öğretmen yeterlikleri gündeme geliyor. Yani siz öncelikle öğretmen yeterliklerini belirlemeli, geniş halk kitlelerini bunun hakkında bilgilendirmeli ve ancak ondan sonra öğrenciye ya da veliye dönüp “buyur kardeşim bu yeterlik kriterlerine göre bu öğretmene puan ver” demelisiniz. Yani öğrenci ve veliye öğretmene not ver demekle değil; değerlendirme kriterleri hakkında tüm tarafları bilgilendirip yeterli gözlem süresini vermelisiniz. Değerlendirmenin adil, şeffaf ve amaca uygun olabilmesi için bu adımların titizlikle uygulanması şart. Aksi halde bu uygulama öğretmeni sindirme, aba altından sopa gösterme boyutunda kalır ki genel inanç bu yönde. Üstelik şu sorunun cevabı hala net değil: Öğretmene not verildi diyelim. Bu notlar ne işe yarayacak? Yani bu işin öğretmene dönüşü, olumlu ya da olumsuz, ne olacak? Mesela öğretmenin verilen notlara itiraz hakkı olacak mı? vb.

Sonuç: Öğretmenlerimizin çağdaş, kendini geliştiren, alanının uzmanı olmakla birlikte doğru bir rehber olmaları elbette istediğimiz bir özellik. Ancak her şeyin bir yolu yordamı var. Öğretmenlerin sahip olması gereken yeterlikler belirlenmeden ve bu konuda taraflar bilgilendirilmeden yapılan her eylem MEB’in projeler çöplüğüne atılmaya mahkumdur. Yoksa, eğitim hakkında, öğretmenlik hakkında belki de hiçbir fikri olmayan veliye öğretmen için puan ver demek anlamsızdır. Bilgisi olmayanın fikri de olmayacağından böyle bir puanlama sistemi ve daha kötüsü buna bağlı kurulacak “kariyer ve performans sistemi” kurda kuzu emanet etmekten ileri gitmez. Sonuçta öğretmenlerin veli ve öğrencilere güzel görünme yarışına döner ki, bu mevcut durumda zaten alarm veren eğitim sistemini daha da kötüye götürür.


Önerim: Acele etmeyelim. Siyasi amaçlar uğruna eğitimi feda etmeyelim. En azından teorik anlamda olumlu bir uygulamayı pratikte de faydalı hale getirmenin yollarını arayalım. Konuşalım, tartışalım. Buna dair eğitimcilerin gönlünü alalım zira şu durumda MEB’e olan güven yerlerde sürünüyor. Ve tabi önce öğretmen yeterliklerinden başlayalım. Saygılarımla.

ERDEM OKLAY
Eğitim uzmanı
www.erdemhoca.net 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Türk Şirketi Barcelona’ya Sponsor Oldu
Gayrimenkul sektörünün öncü markalarından Nef, Avrupa'ya sadece gayrimenkul projeleri ile değil sponsorluklarla...

Haberi Oku