|
20 Mayıs 2012 Pazar
› TELEFON REHBERİ› Söke İş Rehberi› Kuşadası Rehberi› Resmi Telefonlar› Nöbetçi Eczaneler› Söke Eğitim Kurumları› Sağlık Kurumları› K.Adası Resmi Kurumlar› Aydın Resmi Kurumları› Aydın Sağlık Kurumları› Söke Eczaneleri› Serbest KürsüÇOCUK VE KARINCA
Sevtap ÖZDEMİR sp.ozdemir@gmail.com
Küçük bir çocukken karıncaları izlerdim, boğumlu ve hafif vücutlarıyla öyle hızlı yürürlerdi ki, yere dokunmadan kayarlardı adeta...Sürüler halinde görürdüm onları, intizamlıca sıraya girmiş, disiplini bozmayan askerler gibiydiler... “Doğadaki her canlının dünyaya çalışmak için geldiği” düşüncesini destekleyen işçiler gibi çalışırlardı hiç durmadan...Menfaat fikirleri olmadığı iç...in birbirlerine saygılı, ün,şan,makam kaygıları olmadığı için eşittiler... (Karınca kolonilerindeki hiyerarşik yapıyı model olarak alsaydık herhalde dünyayı çok daha iyi yönetebilirdik...) Nadiren yalnız gördüğüm bir karıncayı kestirirdim gözüme...İzlemeye başlardım onu, gözlerimle...Yakınlarda bir su birikintisi varsa, hemen irice bir taş bulup, kondururdum suyun ortasına...Sonra -...seçilmiş- karıncayı iki uzunca çubukla tutup, onun için inşa ettiğim adaya bırakırdım yavaşça...Karınca ne olduğunu anlayamadan, az önce bir kıskaç içinde uçurulurken yaşadığı travmadan henüz kurtulamadan kendini yeni bir maceranın içinde bulurdu... Nerede olduğunu anlamak için taşın her bir milimetre karesinde turlar atar, her defasında son ulaştığı su birikintisi -karıncaya göre belki de okyanus!- olurdu...Yeniden, bıkıp usanmadan, elipsler çizerdi adada...Yanımda varsa bisküvi kırıntıları bırakırdım yoluna...Karınca onlara yaklaşır, ne olduklarını anlamaya çalışır, -özgürlüğün yemekten önce geldiğine karar vererek- yeniden adayı keşfe koyulurdu ... Gösterdiği çabanın yeterli olduğuna kanaat getirdiğimde, kağıttan yaptığım kurtarma gemisini kondururdum bu manzaraya...Gemiyi adaya iyice yaklaştırır, karıncanın onun için yolladığım bu kurtarıcıya ulaşmasını beklerdim...Karınca yine büyük bir panikle elipslerini çizerken kazara ayağı sert bir cisme dokunur, hızla o tarafa yürüdüğünde gemiye binmiş olurdu...Elimdeki çubuklarla gemiyi karaya doğru yüzdürmeye başlardım...Karınca bu kez - kurtarıcısı olduğundan habersiz- gemiyi keşfetme turları atmaya başlar ve yine her defasında suyla karşılaşırdı...Sonunda onu karaya ulaştırırdım, karınca başı dönmüş bir halde yaşadığı maceranın da şokuyla sağa sola sendeleyerek gözden kaybolurdu... ![]() Karıncanın kahramanı olduğumu düşünürdüm.Oysa, zaten onu adaya hapseden de bendim...Aslında zalim de bendim,kahraman da... Zavallı karınca... İstesem onu oracıkta ezebilirdim.İstediğim zaman karınca öldürebilirdim.Hiç kimse engel olmazdı buna...Karıncanın hayatı benim elimdeydi...Ne kadar güçlüydüm karınca karşısında... İstediğinde besleyip büyütebileceği, istediğinde hapsedebileceği ya da özgür bırakabileceği, istediğinde öldürebileceği veya canını bağışlayabileceği kısaca hükmedebileceği canlılar... Bir çocuğun, “İNSANOĞLUNUN DİĞER CANLILAR KARŞISINDAKİ GÜCÜNÜ" fark ettiği anlardı bunlar... Sevtap ÖZDEMİR (ÇOCUK ve DOĞA) Yükleniyor...
|
![]() |